
XIX. yüzyılın
ikinci yarısında yetişmiş, değerli
eserler vererek, 57 yaşında hayata gözlerini kapamış,
bir ilim ve fikir adamıdır. Salih Zeki Bey, 1864 yılında
İstanbul'da doğmuştur. Ortaöğrenimini Darüşşafaka'da
görmüş, yüksek öğrenimini Paris'te elektirk mühendisliği
bölümünü bitirmiştir.
Salih Zeki, Darüşşafaka ve Mühendis Mektebi'nde
matematik ve fizik dersleri okutmuştur. Daha sonraki çalışmalarının
tümünü üniversiteye vermiştir. Bugünkü gerçek üniversitenin
kurucusu Salih Zeki'dir. Türkiye'ye, matematik, fizik ve fen
derslerini batılı yöntemleriyle ilk getiren odur. Birçok
gazete ve dergide çıkan güzel yazılarıyla Türk
gençliğini edebiyat kadar matematiğe yönelten ve
matematiği sevdiren yine o olmuştur.
Salih Zeki, aydın fenciler silsilesinin en dikkate değer
son halkasıdır. İlk ve ortaöğrenimin
ihtiyacı olan matematik, geometri, cebir, astronomi,
trigonometri ve fizik kitaplarından başka binlerce
sahifeyi bulan, yüksek seviyedeki Darülfünun ders kitapları
yazmış; felsefi konularda telif-tercüme eserler bırakmış,
bilim tarihi ile ilgili incelemeler yayınlamış,
bizzat Mizan-ı Tefekkür adlı bir matematik kitabı
yazmış, anıt bir eser olarak Kamus-ı
Riyaziyat'ı hazırlayarak bunun ilk cildini yayınlamıştır.
Salih
Zeki Bey DŞ’1882
(D.
1864, İstanbul - Ö. 1921, İstanbul),
Osmanlı-Türk
Matematik bilgini.
1864 yılında
İstanbul’da yoksul bir ailenin oğlu
olarak dünyaya geldi. Babası
Boyabatlı Hasan Ağa, annesi
Saniye Hanımdır. Anne ve babasının
ölümü üzerine ninesi tarafından
on yaşındayken Darüşşafaka’ya
verildi. 1882 yılında Darüşşafaka’yı
birincilikle bitirdi. Aynı yıl
Posta ve Telgraf Nezareti Telgraf Kalemi
(Fen Şubesi)’ne memur olarak atandı.
1884 yılında Nezaretin
Avrupa’da uzman telgraf mühendisi ve
fizikçi yetiştirme kararı üzerine
birkaç arkadaşıyla birlikte
Paris’e gönderildi ve burada Politeknik
Yüksekokulu’nda elektrik mühendisliği
öğrenimi gördü. 1887 yılında
İstanbul’a döndü ve eski
dairesinde elektrik mühendisi ve müfettiş
olarak çalıştı. Ek görev
olarak Mekteb-i Mülkiye’de (bugün
Ankara Üniversitesi’ne bağlı
Siyasal Bilgiler Fakültesi) fizik ve
kimya dersleri verdi (1889-1900). Bu arada
Rasathane-i Amire müdürlüğünde ve
II. Meşrutiyetin ilanından
(1908) sonra Maarif Nezareti Meclis-i
Maarif üyeliğinde bulundu. 1910’da
Mekteb-i Sultani (bugün Galatasaray
Lisesi) müdürlüğüne atandı.
1912’de Maarif Nezareti müsteşarı,
1913’te Darülfünün-ı Osmani (bugün
İstanbul Üniversitesi) rektörü
oldu. 1917’de rektörlükten ayrıldıysa
da üniversitedeki görevini Fen Şubesi
(Fakültesi) Müderrisi (Profesör) olarak
sürdürdü. Ömrünün sonuna doğru
aklî dengesini kaybetti ve tedavi altındayken
1921 yılında Şişli’deki
Fransız Hastanesi’nde öldü. Fatih
Camiinin bahçesine gömüldü.
3 kez
evlenmiş olan Salih Zeki, bu
evliliklerden birini Halide Edip’le (Adıvar)
yapmış, ölümünden kısa
bir süre önce ayrılmıştı.
Salih
Zeki, önde gelen son dönem Osmanlı
matematik bilginlerindendi. İkdam,
Darüşşafaka ve İktisadiyat
gazeteleri ile Darülfünun dergisine sayısız
katkıda bulundu. Dönemin ünlü
bilginleriyle matematik ve fen bilimleri
konusunda yazılı tartışmalara
girdi ve bu konularda bir kısmı
ders kitabı olmak üzere çok sayıda
yapıt verdi.
Yapıtları:
Hendese (Geometri) [lise ders kitabı];
Hikmet-i Tabiiye (Fizik) [lise ders kitabı];
Mebhas-ı Savt (Fonetik); Mebhas-ı
Elektrik-i Miknatisi ((Elektro Magnetizma);
Mebhas-ı Hararet-i Harekiye
(Termodinamik); Mebhas-ı Cazibeyi
Umumiye (Genel Çekim); Mebhas-ı
Elektrikiyet ve Şariyet (Elektrik ve
Kılcallık); Hesab-ı İhtimali
(İhtimaller Hesabı); Mebhas-ı
Hareket-i Seyalat (Akışkanların
Hareketi); Hendese-i Tahliliye (Analitik
Geometri); Mebhas-ı Nazariye-i Temevvücat
(Dalga Teorisi); Heyet-i Riyaziye
(Matematik Astronomi); Kamus-u Riyaziyat
(Matematik Ansiklopedisi); Asar-ı
Bakiye (Ölmez Eserler). Son iki yapıtın
tamamı, ayrıca Henri
Poincare’den çevirdiği dört kitap
basılmamıştır.
Derleyen:
Yalçın Gültekin DS’78